“İstanbul ağrısı” üzerine…
İstanbul’da yaşayıp da ondan uzakta olanlar ne demek istediğimi anlayacaktır muhtemelen. İstanbul, önceleri insanı yıpratan sonra da sevdiren, ayrıca dünyanın neresine giderseniz gidin kendisini özlettirip aratan bir kent. Onca sıkıntı, onca keşmekeş, onca yıpratıcılığına rağmen onsuz bir dünya düşünülemiyor. Yılda bir kere de olsa ziyaret etmek gerek.
2008′e girdim gireli ayak basmadım kendilerine, son zamanlarda da öyle bir istek tuttu ki ancak bir “ağrı” diyebilirim buna Attila İlhan’ın tabiriyle. Üstüne Buket Uzuner’in “İstanbullular” romanını okuyunca da (henüz bitmedi ama) ağrının kronikleşmeye başlaması moduna büründüm. Açıkçası şu sıralar biraz rahatlamaya ve tebdil-i mekana da ihtiyacım var, hele bir Ekim gelsin bakacağız çaresine.
İstanbul’da bir yıl ve daha fazla yaşamışınız varsa ve başka yerlerdeyseniz ağrınız geldiğinde ilacınızı almayı unutmayın, yoksa kronik hali iyice çekilmiyor. ![]()


Alisko | 15 Eyl 2008 22:07 | Cevap Ver
istanbul yaşamak için zorda, gezmek tozmak vs işler için gerçekten 10 numara
ariesman | 15 Eyl 2008 22:10 | Cevap Ver
10 milyondan fazla boğaza ev sahipliği yapabilmek de her babayiğidin harcı değil ama.