Ben Çirkinim
Suçlayamıyorum kalbimi kırıp gidenleri. Bana kalanlardan kurtulmaya bile cesaretim yok ki birilerini suçlayabileyim. Ne fotoğraflarını atabiliyorum, ne de yazdıklarını. Mesajlarını bile silemiyorum telefonumdan. Biri gelip onun yerini almadan odamdaki eşyalarına bile dokunamıyorum. Sonra da güçlü görünüp umursamıyormuş gibi davranıyorum. Oysa ki umursuyorum. Hep umursadım. Onu da, yazdıklarını da, eşyalarını da, arkadaşlarını da, ailesini de… hep umursadım.
Sonunda kaybeden ben oluyorum. Ardından kendimi kandırmaya devam edip, onun kaybettiklerini düşünüyorum. Benim kadar sevebilecek, benim kadar düşünecek, benim kadar ona aşık olabilecek kimse bulamaz diyorum. Hiç sordun mu peki o ne düşünüyor diye? Artık soruyorum. Bütün acılarla yüzleşmek için daha iyi bir fırsat bulamam sanırım.
Benim ne kadar sevdiğimin, ne kadar umursadığımın, ne kadar aşık olduğumun hiçbir önemi yok! “hayatım boyunca seninle olduğum kadar mutlu olamayacağımı biliyorum, ama içimde çözemediğim şeyler var” deyip giden kadınlar için bunların ne önemi olabilir ki?
Acı gerçeği ben çok iyi biliyorum. Uzun zamandan beri biliyorum aslında ama herkes gibi ben de görmek istemiyorum… “ben çirkinim!”
Her sabah çirkin bir adamla uyanıyorum. Pek çoğunuz gibi aynaya baktığımda çirkin bir adam görüyorum ben de. Benimle aynı pijamayı giymiş, benim gibi saçları, kaşları, gözleri… benim gibi kokuyor hatta. Aynasında çirkin adamlar ve çirkin kadınlar olan pek çok arkadaşım var. Benim arkadaşlarım da çirkin. Bazen aynama çok yakışıklı bir aktörün posterini yapıştırıyorum. Sabah kalkar kalkmaz aynanın başına geçiyorum. Vay be! Pek yakışıklıymışım. Elimi yüzümü yıkıyorum. Bakıyorum bu yıkamıyor. Tıraş oluyorum, dişlerimi fırçalıyorum. Bu aynen duruyor, hınzır hınzır sırıtıyor. Ulan ne pis adammış. Bari elini yüzünü yıkasaydın. Anlıyorum bu ben değilim…
Her yanım güzel insanlarla dolu. Hani yolda yürürken kendine baktıran güzel insanlar vardır ya. Bazen onlardan birinin arkasına takılıyorum ki ona bakarlarken bana da kaysın gözleri. En azından o hissi yaşayayım. iki adım gerisinden geliyorum… yok, bu bakmadı. Bir adım daha yaklaşıyorum… ı ıh, bu da görmedi. Yarım adım daha… beni manyak sandılar, artık sadece bana bakıyorlar!
Her ne kadar “manyaklık” ile suçlansam da aslında niyetim bu olmuyor yakın takiplerimde. Hayatım boyunca asla yaşayamayacağım bir şeyi yaşamak istiyorum sadece. Beni hiç tanımadan, içimdekileri görmeden, ne düşündüğümü, nasıl konuştuğumu, nasıl uyuduğumu, nasıl koktuğumu, nasıl baktığımı, neyi sevdiğimi, neyi sevmediğimi bilmeden bana baksınlar istiyorum.
Ben sadece sevebiliyorum. Hem de öyle çok sevebiliyorum ki tanrı bile kıskanıyordur bu bağlılığı. Sadece yapabildiğimin en iyisini yapıyorum. Hiçbir zaman gözlerimin güzelliği içinde kaybolmuyor kadınlar, ya da gür ve sarı saçlarımın içinde ellerini gezdirmeyi hayal etmiyorlar. O kaş, o burun, o dudaklar demiyor hiçbiri. Sadece sevebildiğimi gösteriyorum kadınlara. Çünkü görülecek başka hiçbir şeyim yok…
Düşünüyorum… suçlamıyorum gittiler diye. Çirkin olsam da ben bile güzellere aşık oluyorum. Sadece güzelleri böylesine muazzam sevebiliyorum. Güzellerin dünyasında bir azınlık gibi yaşıyorum aşkı. Bir kuralları var onların; bir güzel seversin, bir başka güzel gelip senin elindeki tek güzel şeyi alır ve gider.
Kuralına göre oynamak istemiyorum artık…
Bu yazıyu uludag sözlükten massattack yazmıştır.


talat | 8 Haz 2008 00:56 | Cevap Ver
ya şu mesaj silemem olayı bende de var. tek boş yer oluyor telefonlarımda hep. bağlı mesajların sadece bir tanesi geliyor devamı için yer açmam gerekiyor. dün bayaa yer açtım ama hepsini olmasa da bir kısmını silmek zorunda kaldım.
Batuhan Doğu Alkaya | 9 Haz 2008 13:31 | Cevap Ver
öyleyse bende çirkinim …
ekubio | 9 Haz 2008 22:18 | Cevap Ver
kaderin güzel olsun evladım.
Alisko | 10 Haz 2008 00:20 | Cevap Ver
tüm blog yazarları çirkin midir? bu sorunun cevabını deli profesor versin
Deli Profesör | 12 Haz 2008 12:14 | Cevap Ver
Blog yazarlarına asosyal psikopat diyebiliriz, sosyopat diyebiliriz ama çirkin genellemesini yapmak yanlış olur. Tabi ki çirkin olduğu için eve kapanıp da “Dur bakayım lan bu bilgisayar ne işe yarar” demesinin akabinde bir daha evden çıkamayan adamlar da var. Ama aynı zamanda günümüzde geek dediğimiz bilgisayar manyağı yakışıklı herifler de revaçta. Tabi blog yazmak kaç tane hatunun ilgisini çeker diye sorarsak cevap biraz hayal kırıklığı yaratabilir. Alsancak civarında gezen birbirinin klonu siyah giyen denyolar da bu ideolojinin zıttının mahsulüdür. Ben farklıyım ayağına hepsi birbirine benzer ve bu hıyarların arasında malı sokağa çıkmaya cesaret edebilen bi blogcu götürebilir pekala. Zaten çoğu kadın da erkeğin güzelliğinden ziyade çirkin ve komik olmasına bakar. Bu yakışıklılıktan daha önemli gelir çoğu zaman. En basidinden How I Met Your Mother’daki Barney’nin blog tuttuğu bilgisine dayanarak, bir blogcunun ufak tefek olmasına rağmen her gün farklı birini skerttiğini düşünebiliriz, ayrıca bunu blogda anlatmak da zevkli olur. Fantezi yelpazesini de geniş tutmak lazım
Sonuç olarak çirkin blogcu yoktur, s.kici blogcu vardır 
Alisko | 12 Haz 2008 12:44 | Cevap Ver
@Deli Profesör: hahah işte son nokta budur
süpersin usta, önünde eğiliyorum 
ByDesigner | 15 Haz 2008 03:01 | Cevap Ver
Yazı çok güzeldi hatta içerlendim biraz, tam olarak duygu yoğunluğuydu hissettiğim taaki Deli Profesörün yorumuna kadar
Allah ilini versin Prof.